Sağlık çalışanlarımızın son dönemlerde en çok konuştuğu konu şüphesiz “banka promosyonları” konusudur. Sağlık çalışanlarımızın özlük ve sosyal hakları noktasında çözüm bekleyen bir çok sorunu varken maalesef bir defaya mahsus, kalıcı değil lokal pansuman niteliğinde olan banka promosyonları konusu hiç olmadığı kadar hepimizin gündeminde yer almaktadır.
Bazı bankaların çalışanlara yüksek promosyon vermesi üzerinden geçen altı ay içinde sözleşmesini iptal eden ya da sözleşme bittiği için ihaleye çıkan il müdürlüklerinin önceki promosyon rakamları yakalama ve üzerine çıkma çabası ile ihaleleri iptal etmeleri sonrasında aradan geçen sürede bugün geldiğimiz noktada daha ilginç sonuçlar ve sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu aralar bankaların altı ay öncesinin neredeyse yarı oranında rakamları önermeye başladıklarını ve çok düşük rakamları telaffuz ettiklerini görüyoruz. Süreç içerisinde çalışanları beklentiye sokan “ihale oldu olacak, olmadı iptal, daha yüksek rakamlar geliyor” gibi hem meşhurların hem de meçhüllerin söylemlerinin ardından büyük bir hayal kırıklığının yaşanabilmesi muhtemeldir.
Bu haliyle her geçen gün sağlık çalışanlarının aleyhine işlemektedir.
İhale süreçlerinin en kısa sürede sonuçlanması büyük bir belirsizliğin önüne geçilmesini sağlayacaktır.
Yaklaşık iki ay önce gerçekleştirdiğimiz ve kamuoyu ile paylaştığımız “YENİ SENDİKA BANKA PROMOSYON ÇALIŞTAYI” sonuç raporumuzu yeniden kısaca özetlemek isteriz;
1. “Banka Promosyonu” konusunun devlet memuru ve sürekli içşilerle birlikte yaklaşık 1 milyon 300 binin üzerinde çalışanı ilgilendirdiği görülmektedir.
2. Yapılan değerlemeler sonucunda maaş-promosyon hacimlerinin birbiriyle son derece orantısız olduğu açıktır.
3. Genel olarak tek seferde verilen banka promosyonlarının hemen tamamının aylık yoksulluk sınırının bile altında kaldığı görülmektedir.
4. Genel bir uygulama birliğinin sağlanması elzemdir.
5. Sürecin bankaların lehine, çalışanların aleyhine algısı çalışma hayatındaki genel motivasyon açısından göz ardı edilmemesi gereken önemli bir sosyal olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.
6. Değişen şartlar da dikkate alındığında benzer mahiyette “Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” şeklinde yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır.
7. Çoğunlukla azami süre olan 5 yıla göre sözleşme imzalandığı görülmektedir. Yeni dönemde “asgari 2 yıl” şartının kurumlar tarafından tercih edilmesinin daha doğru olacağı anlaşılmaktadır.
8. Maaş ve ek ödemelerin birlikte hesap edilerek, herhangi tek bir banka ile tek promosyon sözleşmesi yapılması önerilmektedir.
9. Çoğu idarenin sözleşmeyi feshetme durumunda ortaya çıkabilecek olan belirsizliklerden ve olası risklerden kaçınma eğiliminde olduğu anlaşılmaktadır.
10. Güncel faiz veya kar payı ile sair cezai şartların yerine getirilmesi gibi bağlayıcı hükümlere riayet edilmesi zorunluluğu sürecin belirsizliğini derinleştirmektedir.
11. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımızın moral ve motivasyonlarının yüksek tutulması için ilgili tüm kurumların beklentilere olumlu cevap vermesi ve sürece olumlu katkılarda bulunması özellikle yerinde olacaktır.
12. Mevcut banka promosyonu sözleşmelerinin feshedilmesi veya yeniden revize edilmesi konusu sadece finansal veya hukuksal bir çerçevede değerlendirilmemelidir. Bu ve benzer konnular sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının “sosyal refah” düzeylerinin artması açısından da önem kazanmaktadır.
13. Mevcut şartlarda yaşanan uyuşmazlığın, özellikle taşradaki kurum ve kuruluşların idareleri ile bankaların şubelerinin karşılıkı inisiyatifi ile genel anlamda üstesinden gelinebilecek bir konu olmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda bahsedilen tüm hususlar da dikkate alındığında, hızlı ve kapsamlı çözümlere ihtiyaç duyulduğu aşikardır.
Bu amaçla Sağlık Bakanlığımızın önemli bir inisiyatif alacağı ve Cumhurbaşkanlığımızın da bu konuda gerekirse kısa süre içinde yasal düzenlemeleri hayata geçirerek konuyu çözüme kavuşturabileceği yegane önerimizdir. Ancak bu sayede banka promosyonları sorunu kısa sürede çözülecektir.
Kamuoyuna saygılarımızla…


