Bazı yollar vardır; yürümek için cesaret ister.
Bazı yollar vardır; yürüdükçe sorumluluğunuz büyür.
Bizim yolumuz ise dört yıl önce, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının emeğine, alın terine ve onuruna duyduğumuz inançla başladı.
Bugün Yeni Sendika’nın kuruluşunun dördüncü yılını geride bırakırken dönüp baktığımızda yalnızca geçen dört yılı değil; birlikte verdiğimiz mücadeleyi, kurduğumuz gönül bağlarını, çözüm aradığımız sorunları ve “sendikacılık nasıl yapılmalı?” sorusuna verdiğimiz cevabı görüyoruz.
Çünkü biz sendikacılığı yalnızca toplu sözleşme masasına sıkıştırmadık.
Bizim için sendikacılık; çalışanın yanında olmak, sorununu dinlemek, hakkını savunmak, çözüm üretmek ve ihtiyaç duyduğu anda elini tutabilmektir.
Ve bugün geldiğimiz noktada şunu çok daha iyi biliyoruz:
Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları yalnızca sistemi ayakta tutan insanlar değildir. Onlar, toplumun kendisini ayakta tutan görünmeyen kahramanlardır.
Bir hemşire gecenin en sessiz saatinde bir hastanın başında bekler.
Bir sağlık çalışanı, kendi yorgunluğunu unutup başkasının hayatına dokunur.
Bir sosyal hizmet çalışanı, toplumun en kırılgan kesimlerinin elinden tutar.
Bir teknisyen, bir ebe, bir sağlık memuru, bir ATT, bir laboratuvar çalışanı, bir idari çalışan, bir destek personeli…
Her biri sağlık ve sosyal hizmet sisteminin birbirinden ayrılmaz parçalarıdır.
Ve biz dört yıldır tam da bu nedenle onların yanındayız.
DÖRT YIL, BİNLERCE EMEK, TEK BİR İNANÇ
Yeni Sendika’yı kurarken kendimize büyük sözler vermekten çok, çalışanın gerçek hayatına dokunmayı hedefledik.
Çünkü masa başında hazırlanan sendikacılık ile sahada yaşanan sendikacılık arasında büyük bir fark vardır.
Biz o farkı kapatmak için sahaya indik.
Kurum kurum, hastane hastane, il il çalışanlarla buluştuk.
Sorunları dinledik.
Haksızlıkların karşısında durduk.
Çalışanın sesi duyulmadığında o sesi daha yüksek çıkarmaya çalıştık.
Bir uygulamada çalışan mağdur edildiğinde, “Bizi ilgilendirmez” demedik.
Bir sağlık çalışanının hakkı görmezden gelindiğinde, “Sonra bakarız” demedik.
Çünkü bizim sendikacılık anlayışımızda çalışanın problemi ertelenebilecek bir başlık değil, çözülmesi gereken bir sorumluluktur.
SOSYAL SENDİKACILIK: İNSANI MERKEZE ALMAK
Dört yıllık süreçte üzerinde en çok durduğumuz kavramlardan biri de sosyal sendikacılık oldu.
Çünkü çalışanı yalnızca maaş bordrosundan ibaret görmüyoruz.
Çalışanın bir ailesi var.
Bir hayatı var.
Kaygıları, hayalleri, ihtiyaçları ve yarınlara dair beklentileri var.
Bu nedenle sosyal sendikacılık bizim için; çalışanı yalnızca hak mücadelesinin öznesi olarak değil, hayatın bütününde desteklenmesi gereken bir insan olarak görmektir.
Eğitimden sosyal desteklere, kültürden dayanışmaya, çalışma hayatındaki sorunlardan mesleki itibar mücadelesine kadar geniş bir alanda çalışmalar yürütmemizin temelinde bu anlayış vardır.
Bizim için sendika yalnızca üyelik kartı verilen bir yapı değildir.
Sendika; zor zamanda kapısı çalınan, iyi günde mutluluğu paylaşılan, sorun olduğunda çözüm arayan bir dayanışma adresidir.
ÇALIŞANIN ÖNÜNDE DEĞİL, YANINDA
Dört yıl boyunca bir şeyi özellikle önemsedik:
Çalışanın önünde yürüyen değil, çalışanla yan yana yürüyen bir sendika olmak.
Çünkü sendikacılık, çalışan adına konuşmak değildir sadece.
Çalışanla birlikte konuşabilmektir.
Onun fikrini almak, sahadaki gerçeği görmek ve kararları masa başından değil, hayatın içinden üretmektir.
Biz bu nedenle sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının karşılaştığı pek çok sorunu gündeme taşıdık.
Çalışma koşullarından özlük haklarına, adaletsizliklerden görev ve yetki sorunlarına, mesleki itibarın korunmasından çalışma barışına kadar birçok başlıkta mücadele verdik.
Bazen bir yazıyla…
Bazen bir görüşmeyle…
Bazen bir basın açıklamasıyla…
Bazen bir kurum ziyaretinde çalışanımızın yanında durarak…
Ama hep aynı anlayışla:
Haklı olanın yanında. Çalışanın yanında. Emeğin yanında.
“AYAKTA DURMAK” YETMEZ
Bugün “Hem ayakta durmak hem ayakta tutmak” diyoruz.
Çünkü sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının hayatı bize bu cümleyi öğretti.
Bir insanın başkasını ayakta tutabilmesi için önce kendisinin ayakta kalabilmesi gerekir.
Ancak yıllardır sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarından sürekli güçlü olmaları bekleniyor.
Onlar herkesin derdine çare olurken kendi dertleri çoğu zaman erteleniyor.
Hastanın yanında oluyorlar ama bazen kendi sorunlarını anlatacak kimse bulamıyorlar.
İşte Yeni Sendika tam da burada duruyor.
Çalışanın yalnızca görevini yapabilmesi için değil, insanca çalışabilmesi için mücadele ediyoruz.
Çünkü çalışan tükenirse sistem de yorulur.
Çalışanın motivasyonu kırılırsa hizmetin niteliği zarar görür.
Çalışanın emeği değersizleştirilirse toplumun geleceği zarar görür.
Bu nedenle sağlık ve sosyal hizmet çalışanının hakkını savunmak, yalnızca bir sendikal görev değildir.
Aynı zamanda toplum sağlığını ve sosyal devlet anlayışını savunmaktır.
DÖRT YILIN ARDINDAN
Dört yıl önce bir fikir olarak başlayan yolculuğumuz bugün büyük bir dayanışma hareketine dönüşmüşse, bunun en büyük sahibi çalışanlarımızdır.
Bizi büyüten makamlar değil, sahadaki emekçiler oldu.
Bizi güçlendiren sloganlar değil, çalışanların güveni oldu.
Bizi ileriye taşıyan kalabalıklar değil, haklı olduğuna inanan insanların kararlılığı oldu.
Bu dört yılda öğrendik ki sendikacılık sadece konuşmak değil, gerektiğinde susup dinlemektir.
Sadece eleştirmek değil, çözüm önermektir.
Sadece sorunları anlatmak değil, çözümün parçası olmaktır.
Sadece seçim dönemlerinde değil, her gün çalışanın yanında olmaktır.
Ve belki de en önemlisi…
Sendikacılık, insanı unutmamaktır.
YENİ SENDİKA’NIN DÖRDÜNCÜ YILINDA
Bugün kuruluş yıldönümümüzü kutlarken geride bıraktığımız dört yılı bir son değil, yeni bir başlangıç olarak görüyoruz.
Çünkü önümüzde hâlâ çözülmesi gereken sorunlar var.
Hâlâ duyulması gereken sesler var.
Hâlâ savunulması gereken haklar var.
Hâlâ emeğinin karşılığını tam anlamıyla alamayan çalışanlarımız var.
Bizim mücadelemiz de tam burada devam ediyor.
Daha güçlü bir sağlık sistemi için…
Daha adil bir çalışma hayatı için…
Daha huzurlu çalışma ortamları için…
Mesleki itibarı daha yüksek bir sağlık ve sosyal hizmet alanı için…
Ve en önemlisi, emeğinin değerini bilen ve emeğine değer verilen bir çalışma hayatı için.
Dört yıl önce yola çıkarken söylediğimiz gibi bugün de aynı yerdeyiz:
Çalışanın yanında.
Ama bugün bir cümleyi daha ekliyoruz:
Hem ayakta duracağız hem ayakta tutacağız.
Kendi mücadelemizden vazgeçmeden, yanımızdakinin elini bırakmayacağız.
Çünkü biz biliyoruz:
Bir sağlık çalışanı bir hastayı ayakta tutar.
Bir sosyal hizmet çalışanı bir aileyi ayakta tutar.
Bir emekçi bir kurumu ayakta tutar.
Ama dayanışma olursa bütün bir toplum ayakta kalır.
İşte Yeni Sendika’nın dört yıllık hikâyesi tam olarak budur.
Birlikte ayakta durmak.
Birbirimizi ayakta tutmak.
Emeğe sahip çıkmak.
İnsanı merkeze almak.
Ve geleceğe birlikte yürümek.
Yeni Sendika’nın kuruluşunun 4. yılında;
Başta sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımız olmak üzere, bu mücadelenin her adımında bizimle yürüyen, katkı sunan, fikir veren, emek veren herkese teşekkür ediyorum.
Daha söyleyecek çok sözümüz,
daha yapacak çok işimiz,
daha yürüyecek çok yolumuz var.
İyi ki birlikte yürüdük.
İyi ki birlikte büyüdük.
İyi ki Yeni Sendika var.
Nice yıllara…
Recep TEMEL
Yeni Sendika Genel Başkan Vekili




