Toplu sözleşmenin üzerinden bir ay geçti. Yetkili ağızlardan sürekli olarak “kazanımlar” anlatılıyor, sahada pembe tablolar çiziliyor. Fakat işin gerçeği ortada: Çalışanlarımızın cebine, hayatına, emeğine yansıyan en ufak bir kazanım yok.
15 Ocak 2026 tarihi kritik bir dönüm noktası olacak deniyor. Evet, o tarih geldiğinde herkes görecek ki ortada kazanım diye anlatılan şeylerin aslında kocaman bir kaybedişten ibaret olduğu açığa çıkacak. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarına umut satmak, var olmayanı varmış gibi göstermek sadece emekçilerin vebalini almaktır.
Yıllardır en çok ezilen, en çok görmezden gelinen, en çok hak kaybına uğrayan kesim sağlık ve sosyal hizmet emekçileridir. Buna rağmen hâlâ kalkıp olmayan şeyleri “başarı” gibi sunmak, aklımızla alay etmektir. Ne yazık ki çalışanlarımızın gözünde sendikacılığın itibarı, tam da bu yüzden tükenmiştir.
Promosyon ihaleleri illerde tek tek yapılıyor. Ortaya çıkan sonuçlar çalışanlarımızın beklentilerini karşılamıyor. Peki burada da “suç başkasında” mı denilecek? Mazeretlerin, bahanelerin ardına saklanmak yerine sorumluluk almak, mücadele etmek gerekir. Çünkü sendikacılık, koltukları korumak değil; hakları korumak için vardır.
Bugün gelinen noktada sağlık çalışanları sendikalardan umudunu kesmiş, güvenini kaybetmiştir. Bunun nedeni iktidar değil, işveren değil, sadece ve sadece çalışanı kandıran sendikal anlayıştır.
Biz Yeni Sendika olarak şunu söylüyoruz: Artık masal anlatmanın değil, gerçekleri söylemenin zamanı gelmiştir. Emeğiyle ayakta duran sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarını aldatmaya kimsenin hakkı yoktur. Bizim görevimiz; koltuk değil, makam değil, emekçinin alın teridir.
Peki Ne Yapmalı?
- Şeffaflık: Her toplu sözleşme maddesi, kamuoyuna net ve açık şekilde sunulmalıdır.
- Mücadeleci Tavır: Sadece imza atmak değil, haklar için sahada ve masada direnmek gerekir.
- Çalışanın Sesi Olmak: Sorunları görmezden gelmek değil, doğrudan çalışanlardan alınan talepleri dile getirmek gerekir.
- Promosyon ve Mali Haklar: Bankalarla yapılan anlaşmalar şeffaf yürütülmeli, en yüksek kazanım için toplu pazarlık yapılmalıdır.
- Güvenin Yeniden İnşası: Çalışanların güvenini yeniden kazanmak için samimiyet, dürüstlük ve mücadele şarttır.
Bizim için en büyük “kazanım”, hakların korunması ve kaybolan güvenin geri kazanılmasıdır. Çalışanlarımız yalnız değildir, yalnız da bırakılmayacaktır.


