Dört yıl…
Takvim yapraklarında belki kısa bir zaman dilimi.
Ama bir sendikanın hayatında; binlerce insanla kurulan gönül bağı, yüzlerce sorunla verilen mücadele, sayısız ziyaret, toplantı, görüşme, çözüm arayışı ve her şeyden önemlisi emeğin yanında olma iradesi demektir.
Yeni Sendika bundan dört yıl önce yalnızca yeni bir sendika kurmak amacıyla yola çıkmadı.
Biz, sendikacılığa yeni bir soluk getirmek; sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının sesini daha güçlü duyurmak; çalışanı yalnızca toplu sözleşme dönemlerinde hatırlayan değil, her gün yanında olan bir sendikacılık anlayışını ortaya koymak için yola çıktık.
Bugün dördüncü kuruluş yıldönümümüzü kutlarken geriye baktığımızda, bizim için en kıymetli kazanımın yalnızca büyümek olmadığını görüyoruz.
Asıl kazanımımız;
sahada olmak,
çalışanı dinlemek,
sorunlara dokunmak,
çözüm üretmek
ve insana değer veren bir sendikacılık kültürü oluşturmak oldu.
SENDİKACILIK MASADA DEĞİL, SAHADA BAŞLAR
Bizim sendikacılık anlayışımızın merkezinde saha vardır.
Çünkü çalışanın gerçek gündemini bilmeden, çalışma hayatının gerçeklerini görmeden, kurumların koridorlarında yaşananları hissetmeden yapılan sendikacılık eksik kalır.
Bir çalışanın nöbet sonrası yorgunluğunu görmeden,
bir sağlık çalışanının yoğunluğunu yaşamadan,
bir sosyal hizmet çalışanının taşıdığı sorumluluğu anlamadan,
bir çalışanın özlük hakkı için verdiği mücadeleyi dinlemeden;
masa başında çalışan adına konuşmanın yeterli olmadığına inanıyoruz.
Bu nedenle dört yıldır sahanın içinde olduk.
Çalışanlarımızı dinledik.
Sorunlarını yerinde gördük.
Kurumlarımızı ziyaret ettik.
Yetkililerle görüştük.
Çözüm yolları aradık.
Gerektiğinde itiraz ettik, gerektiğinde önerdik, gerektiğinde mücadelemizi daha güçlü bir şekilde ortaya koyduk.
Çünkü biz biliyoruz ki:
Sendikacılık, çalışanın olmadığı yerde değil; çalışanın yanında yapılır.
SOSYAL SENDİKACILIK BİZİM İÇİN BİR SLOGAN DEĞİL, BİR DURUŞTUR
Yeni Sendika’yı farklılaştıran en önemli anlayışlardan biri sosyal sendikacılıktır.
Çünkü biz çalışanı yalnızca maaşı, kadrosu, unvanı ve özlük haklarından ibaret görmüyoruz.
Çalışan insandır.
Bir ailenin parçasıdır.
Bir annenin veya babanın evladıdır.
Bir çocuğun ebeveynidir.
Hayalleri vardır.
Endişeleri vardır.
Geçim mücadelesi vardır.
Geleceğe dair beklentileri vardır.
Dolayısıyla sendikacılık da insan hayatının tamamına dokunmalıdır.
İşte sosyal sendikacılık bizim için tam olarak budur.
İnsanı merkeze almak.
Çalışanın yalnızca işyerindeki değil, hayatın içindeki ihtiyaçlarını da görebilmek.
Dayanışmayı büyütmek.
Birlikteliği güçlendirmek.
Çalışanın kendisini yalnız hissetmemesini sağlamak.
Çünkü inanıyoruz ki sendika, sadece hak aranan bir kurum değil;
aynı zamanda dayanışmanın, kardeşliğin ve umudun adresidir.
SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET ÇALIŞANLARI BU ÜLKENİN VİCDANIDIR
Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının emeğini anlatmak, aslında toplumun vicdanını anlatmaktır.
Onlar insanların en zor anlarında yanındadır.
Hastalıkta…
Yaşlılıkta…
Engellilikte…
Afette…
İhtiyaç anında…
Hayatın en kırılgan dönemlerinde…
Bir sağlık çalışanı insan hayatına dokunur.
Bir sosyal hizmet çalışanı bir insanın yeniden hayata tutunmasına vesile olur.
Bu nedenle sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının emeği yalnızca bir meslek meselesi değildir.
Bu emek, toplumun geleceğine yapılan en değerli yatırımlardan biridir.
Biz Yeni Sendika olarak dört yıldır bu emeğin görünür olması için mücadele ediyoruz.
Çalışanın emeğinin karşılığını bulmasını istiyoruz.
Mesleki itibarının korunmasını istiyoruz.
Çalışma şartlarının iyileştirilmesini istiyoruz.
Adil, huzurlu ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasını istiyoruz.
Çünkü biliyoruz ki;
Çalışan mutluysa hizmet güçlenir.
Çalışan huzurluysa kurum güçlenir.
Çalışanın hakkı korunuyorsa toplum güçlenir.
DÖRT YILDA BÜYÜYEN SADECE BİR SENDİKA OLMADI
Bugün Yeni Sendika’nın dördüncü yılını geride bırakırken şunu özellikle ifade etmek isterim:
Biz sadece üye sayımızı artırmadık.
Biz bir sendikacılık anlayışını büyüttük.
Sahada olmayı büyüttük.
Dayanışmayı büyüttük.
Çalışanın sözünü büyüttük.
Çözüm odaklı sendikacılığı büyüttük.
Sosyal sendikacılığı büyüttük.
Ve en önemlisi, umudu büyüttük.
Çünkü sendikacılığı yalnızca sorunları anlatan bir yapı olarak görmüyoruz.
Sorunu göstermek önemlidir.
Ama çözümü aramak daha önemlidir.
Eleştirmek kolaydır.
Ancak çözümün parçası olmak sorumluluk ister.
Biz bu sorumluluğu üstleniyoruz.
BİZİM UMUDUMUZ ÇALIŞANIMIZDIR
Bugün Türkiye’nin sağlık ve sosyal hizmet alanına baktığımızda elbette çözülmesi gereken pek çok sorun görüyoruz.
Ancak biz geleceğe karamsarlıkla bakmıyoruz.
Çünkü bizim umudumuz var.
Bu umut, makam odalarında değil;
sahada çalışan insanların gözlerinde.
Nöbetten çıkan hemşirenin azminde…
Hastasının elini tutan sağlık çalışanının şefkatinde…
Sosyal hizmet çalışanının fedakârlığında…
Görevini gece gündüz sürdüren tüm emekçilerimizin gayretinde…
Biz geleceği burada görüyoruz.
Ve inanıyoruz:
Emeğin olduğu yerde umut vardır.
Dayanışmanın olduğu yerde güç vardır.
Birlikteliğin olduğu yerde gelecek vardır.
YENİ SENDİKA’NIN YOLU BELLİDİR
Önümüzdeki dönemde de aynı anlayışla yolumuza devam edeceğiz.
Çalışanın yanında olacağız.
Sahanın sesini dinleyeceğiz.
Sorunları görmezden gelmeyeceğiz.
Hak mücadelesinden geri adım atmayacağız.
Ama bunu yaparken hiçbir zaman kavga dilini sendikacılığın merkezine koymayacağız.
Bizim mücadelemiz insanı karşısına almak için değil, insanı merkeze almak içindir.
Bizim anlayışımız;
ötekileştiren değil birleştiren,
kıran değil onaran,
sadece eleştiren değil çözüm üreten,
sadece bugünü değil yarını da düşünen
bir sendikacılık anlayışıdır.
Çünkü Yeni Sendika’nın adı yalnızca “yeni” değildir.
Yeni Sendika’nın iddiası yenilenmektir.
Sendikacılığı yenilemek…
Bakış açısını yenilemek…
Çalışanla kurulan bağı yenilemek…
Ve geleceğe dair umudu yeniden büyütmek…
DÖRT YILDIR AYNI YERDEYİZ
Dört yıl önce nerede duruyorsak bugün de oradayız:
Çalışanın yanında.
Emeğin yanında.
Adaletin yanında.
Dayanışmanın yanında.
Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yanında.
Bundan sonra da aynı yerde durmaya devam edeceğiz.
Çünkü bizim için sendikacılık bir makam değildir.
Bir unvan değildir.
Bir koltuk hiç değildir.
Sendikacılık, sorumluluktur.
Çalışanın derdini kendi derdi bilmektir.
Onun sevincini paylaşmaktır.
Hakkını savunmaktır.
Sesini duyurmaktır.
Ve gerektiğinde onunla birlikte mücadele etmektir.
BUGÜN DÖRDÜNCÜ YILIMIZ…
Bugün Yeni Sendika dört yaşında.
Dört yıl önce yaktığımız meşale bugün daha güçlü yanıyor.
Bu ışığın kaynağı biz değiliz.
Bu ışığın kaynağı çalışanlarımızdır.
Sahada bizimle yürüyen,
fikriyle katkı sunan,
emeğiyle güç veren,
inancıyla yanımızda duran
tüm sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımızdır.
Onlara buradan bir kez daha söz veriyoruz:
Sizi yalnız bırakmayacağız.
Sahadan kopmayacağız.
Emeği görmezden gelmeyeceğiz.
Umudu kaybetmeyeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki;
Bir sendika çalışanının elini tuttuğunda güçlenir.
Bir çalışan sendikasına inandığında umut büyür.
Birlik olduğumuzda ise geleceği değiştirebiliriz.
Dört yıl önce çıktığımız bu yolda bugün daha büyük bir inançla yürüyoruz.
Yolumuz uzun.
Sorumluluğumuz büyük.
Ama umudumuz daha büyük.
Çünkü biz Yeni Sendika’yız.
Sahada varız.
Emeğin yanındayız.
Çalışanın sesiyiz.
Sosyal sendikacılığın öncüsüyüz.
Ve geleceğe umutla bakıyoruz.
Yeni Sendika’nın kuruluşunun 4. yılında;
bu büyük yürüyüşün her adımında emeği olan tüm teşkilatımıza, yöneticilerimize ve en önemlisi sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum.
Daha adil bir çalışma hayatı, daha güçlü bir sağlık ve sosyal hizmet sistemi ve daha umutlu bir gelecek için yürümeye devam edeceğiz.
Çünkü biz inanıyoruz:
“AYAKTA DURAN DEĞİL, BİRBİRİNİ AYAKTA TUTAN BİR SENDİKA OLACAĞIZ.”
Nice yıllara…
Nice mücadelelere…
Nice umutlara…
Metin MEMİŞ
Yeni Sendika Genel Başkanı



