Sivil toplum kuruluşları içerisinde ayrı bir yere sahip olan sendikalar, sadece üyelerinin haklarını korumakla kalmazlar. Sendikalar, bir yandan üyelerinin ekonomik ve sosyal haklarını elde etmeleri için mücadele ederken diğer yandan demokrasi ve eşitlik konularında da toplumda farkındalık oluştururlar.
Sendikalar, sosyo-demografik özellikleri birbirinden farklı insanların üye olduğu yapılar olduğundan toplumun farklı katmanları arasında kaynaşmaya da katkı sunarlar. Mesleki ayrımcılık, cinsiyet ayrımları gibi ayrımcılıkların ortadan kaldırılması için sendikalar mücadele veren en önemli sivil toplum kuruluşlarıdır. Sendikalarda diğer sivil toplum kuruluşları gibi özünde birer baskı grubu olduğundan saydığımız bu amaçları gerçekleştirebilmek için karar alıcılar üzerinde baskı kurarak amaçlarını gerçekleştirmeye çalışırlar.
İş barışı için sendikalar faaliyetlerin tüm iş kollarında faal olması gerekir. Aksi halde sendikal faaliyetlerin olduğu iş kollarında eşitsizlikler, sosyal ve ekonomik haklar elde edilirken sendikal faaliyetlerin olmadığı alanlarda bu hakların elde edilmesi güçleşir. Sadece güçleşmekle de kalmaz. Şartlar daha da kötüleşebilir.
Sendikalar, karar alıcılar ile sürekli irtibat halinde olmalıdır. Bu hem alınan kararların hayata geçirilmesini denetlemek hem kazanılan hakların çalışma hayatına yansıtılması hem de bunların sürekliliğinin sağlanması açısından gereklidir.
Yapılan araştırmalar, özellikle II. Dünya Savaşından sonra artan sendikal faaliyetler sonucunda iş barışı, eşit ücretler, sosyal haklar gibi sendikal faaliyetlerin ana konusunu oluşturan alanlarda büyük mesafeler kat edildiğini gösteriyor. Sendikalaşmanın olmadığı ya da çok az olduğu ülkelerde bu alanlarda durgunluk olduğu da yine yapılan araştırmalarda ortaya konan gerçekler arasında yer alıyor.
Sendikalar, sivil katılımın en etkili olduğu sivil toplum kuruluşlarının başında gelir. Öyle ki gerek seçimler gerek yerel yönetimler gerekse diğer sivil katılım alanlarında sendikaların kitleleri mobilize edebilme gücü, sivil inisiyatifin karar alma mekanizmalarına yansımasını açısından son derece önemli işlevler görür.
Sendikal faaliyetlerin devamlılığı sadece istenilen hakların kanunlara yansımasını sağlamakla kalmaz. Kanunlara yansıyan hakların istenilen ölçüde uygulanmasını ve bu bağlamda zihinsel inşa süreçlerini de kolaylaştırır ve hızlandırır. Bu nedenle sendikalar, toplumsal dönüşümün de en önemli lokomotifleri arasında yer alır.
Sözünü ettiğimiz tüm bu haklar ve sendikal faaliyetlerin çarpan etkilerini kazanılmış sandukalar olarak düşünürsek, bu sandukaların muhafazası için sendikaların yaygınlaştırılmasının ve sendikal faaliyetlerin kolaylaştırılmasının önemini daha iyi kavramış oluruz.


